30 Mayıs 2010
29 Mayıs 2010
26 Mayıs 2010
Sereserpe
Uzanıp yatıvermiş sereserpe
Entarisi sıyrılmış hafiften
Kolunu kaldırmış kolluğu görünüyor
Bir eliyle de göğsünü tutmuş
İçinde kötülük yok biliyorum
Yok, benim de yok ama
Olmaz kiBöyle de yatılmaz ki
demiş Orhan Veli Mırnık için :)
BU da annemin Mırnık için yazdığı akrostiş
M anyak bir kedim var benim,
I ssız adalara bırakasım var onu canım
R ahat vermez adama, mav muv mav muv konusur durur
N e kadar da pervasızca uyur
I rak’a bıraksan geri gelir
K aşını gözünü seveyim Mırnık bi dur!
M anyak bir kedim var benim,
I ssız adalara bırakasım var onu canım
R ahat vermez adama, mav muv mav muv konusur durur
N e kadar da pervasızca uyur
I rak’a bıraksan geri gelir
K aşını gözünü seveyim Mırnık bi dur!
22 Mayıs 2010
Tanrının bitkiler aleminden annem ile babama gönderdikleri
Bahçemizdeki çiçekler annem için mutluluk kaynağı. Lilyum ya da zambak denen şu kırmızı çiçekleri sadece gözü ile değil eli ile severken de yakaladım onu kaç kere.
Annem bu çiçeklerin ona tanrı tarafından hediye edildiğine inanıyor.
Bu eve ilk taşındığımızda bir kenarda unutulmuş içi azıcık toprakla dolu, neticede boş sayılacak bir saksı vardı.
Rüzgarın ya da işi gücü olmayan çocukların darbeleriyle orada burada dolanıp kimi zaman yan bile yatan bu saksı bir gün bize bir süpriz yaptı ve hayat belirtileri göstermeye başladı.
Yeşil yeşil dallar tomurcuklanıp bir de böyle ateş kırmızısı zambaklar vermeye başladığında annem dedi ki "Bunlar benim en sevdiğim çiçekler, bunlar bana (tanrı tarafından) hediye edildiler.
:)
Tıpkı dut delisi babama tanrının salon penceremizin tam önünde kendi kendine gelip yaşama tutunan bir dut ağacı hediye etmesi gibi :)
Bu köşe en iyi böyle değerlendirilir.
Az önce sahibimin terk ettiği şu köşeye
kurulup buranın en güzel nasıl değerlendirileceğini ona gösteriyim istedim.
Ohhhh pufum da pek rahat :)
kurulup buranın en güzel nasıl değerlendirileceğini ona gösteriyim istedim.
Ohhhh pufum da pek rahat :)
19 Mayıs 2010
19 Mayıs- Değirmendere
16 Mayıs 2010
Benim de bir ağacım var....
Bugün benim de bir ağacım oldu, hem de minyatür
bir ağaç.
bir ağaç.
Benim ağacım şimşir, annemlerin ağacı ise mavi çam.
Aslında bundan 3 sene kadar evvel annem ile babam bahçeye benim için bir mavi çam dikmişlerdi ve çam şimdi benim iki katım büyüklüğünde...
O gerçek boyutlarda bir mavi çamdı. Oysa şimdi evimizin içinde bir mavi çamımız var artık.
O gerçek boyutlarda bir mavi çamdı. Oysa şimdi evimizin içinde bir mavi çamımız var artık.
Bu arada şimşirime isim oydum: Yağmur :)
13 Mayıs 2010
Hockney Tarzı

Annem öğrencilerine öğretebileceği yeni şeyler ararken (ve bulurken) sonuçtan en karlı ben çıkıyorum sanırım.
Bu yöntemin adı hockneyleştirme.
Esin kaynagı ise David Hockney.
Bu ünlü zat benim Özden dedem'in doğduğu yıllarda doğmuş ve stili ile dünyaya dünya üzerinde David diye bir adam olduğunu bildirmiş bir adammış.
Annemin hayatın (aslında kültürün) bilmediği binlerce köşesini farklı açılardan bilebilme imkanı tanıyan ekşi sözlük vasıtasıyla Hockney'i tanımak isteyenler buraya tıklasın :)
10 Mayıs 2010
Annem bana etek dikiyor :))
Anneler günü için ne istersin dedik, Singerin kumaş kesme seti dedi. Biz de aldık. O da hemen kolları sıvadı, bana bir etek dikmeye başladı (etek henüz bitmedi). Aslında bildiğinden değil... Ama bildiğin şeyi yapmaya öğrenmek denmiyor zaten :)
Siz de buna benzer bir etek dikmek isterseniz annemin yararlndığı sayfa şurası....
09 Mayıs 2010
Bahar bahar bahar
Annem'i dikiş makinesinin başında hayatının ilk eteğini dikerken de görüntülemek lazımdı (etek elbette bana). Çilekler ise bahçemizden. Hormonsuz olduklrı için öyle çok görkemli değiller ama huzur vericiler :).
Şu tohumlar da açmasını sabırsızlıkla beklediğimiz zambaklardan bir kaçı. Babamın arka fonda çilek topladığı resimde ön tarafta durn saksılar var ya, işte onlar annem ile babam için büyük heyecan kaynağı. Bir bahçe dergisi geçen yıl poşette tohum vermiş ama tohumların ne çiçeği olduğu yazılı değilmiş. Bu sene babam ile birlikte ben ektim onları toprağa. Heyecanla sonuc olrak ne çıkacagını bekliyoruz. Bu arada tohum denen yaşam zarflarının mucizesine felsefik açılardan yaklaşmayı ihmal etmiyoruz. Neticede biz baharı seviyoruz. Hayatın özü gibi bir dönem çünkü bahar....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)